| eylül rüyası |
CRC AJANS
22:20 - Pazartesi, Mart 31, 2008 - yorum {2} - yorum yazKurban Bayramı
Bayram sabahları, demli bir çay, su böreği, bayram şekerleri, şeker isteyen çocuklar, kurbanlık hayvanların sesleri, bir telaş bir koşturmaca. Köprü hep kalabalık, bayram programları, kolonya ikramları, bayram harçlıkları, uzun bayram tatilleri, ev gezmeleri, kısa hal hatır sormalar, el öpenlerin çok olsunlar ve daha bir dolu küçük ayrıntı. Hayatın üzerindeki 'pause' düğmesine dokunun... Kısa bir süre için hayatı durdurun.
Mutlu bayramlar...
21:28 - Perşembe, Aralık 20, 2007 - yorum {5} - yorum yazBeraat Kandili
Şaban ayının on beşinci gecesi olduğu zaman, gecesinde ibadete kalkın. Ve o gecenin gündüzünde (on beşinci günü) oruç tutunuz. Çünkü o gece güneş batınca Allah Teâlâ o andan fecir oluncaya kadar: Benden mağfiret dileyen yok mu, onu mağfiret edeyim. Benden rızık isteyen yok mu, onu rızıklandırayım. (Bir belâ ile) müptelâ olan yok mu, ona kurtuluş vereyim. Şöyle olan yok mu? Böyle olan yok mu? buyurur." (İbn Mâce)
Ramazana sayılı günler kalan bu mürak gece de dua eden ve duası kabul olanlardan olabilmek dileğiyle hayırlı kandiller diliyorum.
18:54 - Pazartesi, August 27, 2007 - yorum {2} - yorum yazANA... YORGUNUM...
Soluksuz bir hengameyle atıyorum kendimi sokağa. Sokak.. her nefes aralığında kurtuluş alanı gördüğüm sokak.. içimin şerha yarıklarını sığdırdığım sokak.. çocukken elimde yarım somun, arasına serdiğim canım bahçe domatesiyle, nasıl da fırlardım o özgürlüğün adı sokağa, annemden çaldığım ufak bir gülümsemeyle… Anne ya anne. Hayatımın en kırık en zayıf en tutunulmaz en uzak en yaşlı en ağlar gözlü saf meleği. Anne ya anne, annesi olmayanlara inat olmayan anne.Çocukluğumdan geriye hep yaşlı yüzün, hep iyi dileklerin kaldı. Anne, çocukluğum sendemi kaldı, ya da ben hep çocukluğum diye senin yaşlı gözlerinde mi? Ağıtlar dolusu bu yorgun hayatın adını senden öğrendim.Hep yaşlandım, hep kanadım. Her şeyimizi eskitene inat, sen beni pencerede, ben seni sarı yazmanın gözyaşıyla ıslanmış uzaklığında bekledim. Bir gün asker olan bir arkadaşın sırf bana yazdığı satırlar arasında, ana diye başlayan bir şiir yaz bana dediği için değil,beni kemiren kurtları sana anlatamadığım için değil,kıran döken ayaz gibi yüzleriyle bana her günümü zehir edenler için değil, bir türlü sana telli duvaklı gelin getiremediğim ve kahrettiğim için değil, her gece odama çekilip hıçkırıklarımı duymaman için kendimi parçalayıp yorgan altında inlediğim için değil, değil ana değil. Senin kadar yaşlı ve senin kadar yorgun olduğum içim yazıyorum bunları.Ana diyen her çocuğun, büyüdüğünde, kevser gibi içtiği göğsü unuttuğu gibi, unuttum nerde olduğumu. Sen dereler boyu çağlardın oğul deyi, turnalar geçse göğünden hıçkırarak; ''selam söylen yavruma''diye ağladığın yavruların için, inan ben de ama, inan ben de senin kadar ağlardım. Ana, yarama kurşun değdi yine sanki, ah ne olaydı hayat önce sana sonra bana güleydi. Ana ah! Ana ne olaydı ağlamaktan yiten gözlerime merhem olaydı zaman, ben bir yanımda zemheri beyazı taşırken bir yanımda güller dermek istedim. Ana, ağıt mı olurmuş her nefes, ayrılık mı olurmuş yanındayken bile yalnızlık? Saymadım yediğim ayazın mevsimini, yazmadım intihar ettiğim şiirlerin adını ama, şimdi ana, şimdi, ana diye yüreğimi yasladığım bu ana kadar acı hayatımın, 30'ncu merdiveninde senden daha yaşlı içimin yangını… Sonbaharın bu hazin otuzuncu kasımında yanıyorum ana yanıyorum ana yanıyorum! Gözlerinde kuşları incitmeyen edalarıyla kızların, evine ilk maaşıyla tatlı alıp, namusu ve işinden başka bir şey bilmeyen delikanlıların, kimseye söyleyemedikleri sır dolu kem talihleri kadar giz doldu içim. Ana of ana! Tutsak edildim kendime, uzakların çağrısı deldi içimi. Uzaklaşamadım kaçamadım gidemedim bu azap yağdıran benliğimden. Ne uzak kaldı, o benim bahar dediğim çocukluğum. Ne sen dönebilirsin hayatının erik döken genç kızlığına ne ben silebilirim ömrüme kazınan o cenabet resmi silmeye. Ana, nerde bulurum kendimi seninle hayatla dostlarla birlikte.. Mezar mı vuslata adrestir, yoksa bir aralık alır mı içine vuslat mezarlığı hayat nedir bilmeyenleri.
Oğuzhan ROMA
15:57 - Cuma, Temmuz 27, 2007 - yorum {4} - yorum yazUÇURUM...
28. Haziran. 2007 / İstanbul
ebreşe
03:25 - Perşembe, Hazirane 28, 2007 - yorum {7} - yorum yazBİR KAYISI AĞACIYDI...
Bir kayısı ağacıydı. Şehrin kurulduğu günlerde dikmişlerdi, hayata hayat katsın, tadını alsın gelen geçen diye.. Şehir kadar bahtı karaydı sanki. Deprem alırken şehrin hayatını, o hep aynı yerdeydi. Aynı yerde kalacaktı. Dile gelse acep ne derdi bunca acıya... Sabaha doğruydu, gün doğumunu izleyecekti, kuşlarla sohbet edecek, bahçedeki damlayan musluktan su içecekti. Her gün doğumu yeni bir başlangıçtı aslında ama, bu sabah gün niye doğmuyordu ki? Yaşlı nine çıktı evden. Daha sabaha, daha güne, daha ışığa çok vardı da nine niye bu kadardı? Niye bu kadar acılı? Gözlerinde yaşmı vardı, yoksa sabahın ilk çiği kaysının yaprağı yerine ninenin gözüne mi düşmüştü anlamadı. Herşey nineye bakıyordu. Nine bir elindeki çamaşır ipine bir kayısı ağacının en yüksek dalına. Ne düşündü bilmem ipi dala attı.. bir düğüm attı..boynunu ipe attı..ayağının altındaki dala bir tekme attı..hayatının son nefesini attı...
Oğuzhan ROMA
Emine EL hatırasına...
21.05.2007
20:35 - Pazar, Hazirane 10, 2007 - yorum {4} - yorum yazKARINCA
Son günlerde siyaset gündemimiz karmakarışık.. Mübarek siyasilerimiz el birliğiyle ülkemizi siyasi çıkmazlara soka dursun aydın geçinen yazarlarımız, çizerlerimiz, habercilerimiz İran'ın kadınlara yaptığı uygulamayı dillerine dolamış çamur atma yarışlarına devam ediyorlar. meseleyi duymayanlar için özetleyeyim: İran'da örtünme mecburi herkesin bildiği gibi.. ve iyi örtünmeyen kadınlar polis aracılığıyla uyarılıyormuş son zamanlarda.. İran'ın yaptığı uygulamayı savunuyor değilim ama İran'ın yaptığı uygulamarı sert dille eleştirenlerin önce kendi ülkelerine yani Türkiye'ye bakmaları gerekiyor! Önce kendi ülkemizin ayıbını ortadan kaldıralım, bunun için çaba sarfedelim de sonra İran'ı eleştirelim ey AYDINLAR!!! Başı örtülü diye okullarına alınmayan.. başı kapalı diye ordu evlerine lojmanlara alınmayan.. başı kapalı diye resmi kurumlarda çalıştırılmayan.. başı örtülü diye küçük görülen aşağılanan dışlanan kadınlarımızın kızlarımızın haklarının iade edilmesi için uğraşın önce bu ayıbı ortadan kaldırın.. Kendi edep yerleriniz açıktayken başkasının açık yerleriyle dalga geçmek AHMAKLIKTIR!!
Arkadaşlar sakın demeyin "ebreşe yazdında ne oldu sanki sen yazınca düzelecek mi bu insanlar?" Ben de biliyorum kolay kolay düzelmez bu kafalar ama karınca misali tarafımız belli olsun...
02:16 - Perşembe, Mayıs 17, 2007 - yorum {2} - yorum yazGİDEMEM...
Uzun bir aradan sonra tekrar merhaba... Neden yoktum.. niye yazmadım bunca zamandır? Bu konuyla ilgili bir açıklama yapmayacağım... Bazen gitmek gerekir ve gidilir... Yazmadığım süre boyunca gerek yorumlarıyla, gerek e-mailleriyle tekrar yazmam için çağrıda bulunan tüm blogculara teşekkür ediyorum. Son günlerde Sezen Aksu'nun "gidemem" şarkısı dilimde.Sezen Aksu'nun Kardelen albümünde yer almıştı. Ferhat Göçer son albümünde bu şarkıyı yeniden yorumlamış ve hakkını teslim etmek lazım harika yorumlamış.. Dinlemediyseniz en kısa zamanda dinlemenizi tavsiye ederim.. Benim anlatamadıklarımı şarkı daha güzel anlatıyor.. Şimdilik bu kadar ben buralardayım...
Bazen daha fazladır her şey
Sezen AKSU
16:08 - Cumartesi, Nisan 14, 2007 - yorum {6} - yorum yazSoru işaretleri..
Gitmek mi? Kalmak mı? Nereden gidiş? ve Varış nereye? Uzaklara koştum sanırken Bu yerinde saymışlık Bu çakılıp kalmışlık ne? Hangi menzile varmanın telaşı bu? Menzil içimdeyken koşup durduğum ne? ???????????????????????????????????????
Kaç soru işaretinden oluşur bir ömür? ??????????????????????????????????????????
Ben bulamadım ya siz? ????????????????????????????????
ebreşe 20:36 - Pazartesi, Şubat 12, 2007 - yorum {24} - yorum yazMOLAAA!!!
Bayram geldi geçti ama benim blog bayramda kaldı. Bu aralar biraz yoğunum blogla ilgilenmeye pek fırsat yok. Bir müddet uzaklaşıyorum yazı yazma işlerinden. Sağlıcakla kalın... (dönerim yakında merak etmeyin sadece kısa bir mola
18:57 - Çarşamba, Ocak 10, 2007 - yorum {12} - yorum yaz
|
Tanım Ana Sayfa Profilim Arşiv Arkadaşlarım KORSAN SÖZLÜK portakal ağacı DENİZ FENERİ YOLCU DERGİSİ ZEMHERİ EDEBİYAT HABER ERZİNCAN Son yazılar - CRC AJANS - Kurban Bayramı - Beraat Kandili - ANA... YORGUNUM... - UÇURUM... - BİR KAYISI AĞACIYDI... - KARINCA - GİDEMEM... - Soru işaretleri.. - MOLAAA!!! Arkadaşlarım - katre - Bengisu Akbulut - Zuper Men - yansimalar - mag0323 - nymphia - derin - milkboy - hamitakcay - myilmaz - tugbatugba - elki - ilkayoguzhan - shekkercik - lunkfu2 - mevlevi - ahmedi - suzidil - hatto - fatima - temizekran - bibis - yalnizlar - dolunayvakti - fikretsimsek - Özkan Özdemir - ilhanm - tekeli - duha - cocukca - blogekle - sumeyye2 - burakcam - deveze - pala58 - adimehmet - yakko - farukk - huznunyuzueylul - abuhayat - ayhan1970 - inky - hayatadahil - yelkenli - bizherdemtazeyiz - kadir42 - bintisahra - sevgidamlalari - melodii - fezawww - visal - byuarsiyu - medreseizehra - katre2 - unzilecekim - gozum - zehraaydin - mavidiyar - kemaliye - < Çocuk > .. - bizimada - djazemimm87 - artukemre - genocide - orkun38 - kemaliyemiz - elila - pinhan34 - Hasan Beyan - cobanatesi - beria - aglayankafe - aynakorkusu - 93busra - hidayetsaati |